Bumerang - Yazarkafe

6 Kasım 2014 Perşembe

AHH NİKON D300'üm AHH

Sana da , senin uğruna taşıdığım objektiflere de veda vakti geldi artık.Birlikte gezmedik yer, çekmedik fotoğraf bırakmadık.Yağmur demedik, kar demedik, sıcak demedik, soğuk demedik gezdik dolandık. O tepe senin bu tepe benim, bu bayır senin o ova benim, o şehir senin bu kasaba benim taşıdım seni ve arkadaşlarını yıllarca.Başka şey taşı, başka iş yap deseler yapmamak için bin dereden su getirirdim ama söz konusu fotoğraf olunca seni taşımak ne kelime yeri geldi açlığımı bile unuttum. Boynum ağrıyınca elime, elim ağrıyınca boynuma astım seni kolye, bilezik gibi.
Senden vazgeçmek kolay olmadı ama artık gezilerde seni ve arkadaşlarının ağırlığını taşımaktan boynumun ve sırtımın ağrımasından dolayı  çok sevdiğim fotoğraftan keyif alamaz oldum. Şimdi yola senden daha genç, daha hafif bir aynasız modelle devam edeceğim.Senden önce de başka marka makinelerim olmuştu ama onlarla vedalaşırken bu kadar hüzünlenmemiş ve böyle bir veda yazısı yazmamıştım.Kıymetini bil yani :)
Eee bu kadar veda yazısı yazıp da seninle gezdiğimiz yerlerden bir kaç fotoğrafını buraya koymazsam darılırsın bana...

Çorum, Osmancık Koyunbaba köprüsü.

Antalya, Elmalı, Avlan Gölü.

Isparta, Eğirdir Gölü, Boyalı Lagünü.

Antalya, Yeşilbayır Köyü.

Antalya, Manavgat Şelalesi.

Antalya, Düden Şelalesi.

Bursa, Mustafakemalpaşa, Suuçtu Şelalesi.

Bursa, İznik Gölü.

Denizli, Pamukkale.

Isparta, Eğirdir Gölü.

18 Ekim 2014 Cumartesi

PUDİNG DOLGULU KEK

Bir ayı geçmiş ben buralara uğramayalı :) Bugün arkadaşlar bana gelmeseydi daha da uğrayacak gibi değildim bu aralar.Arkadaşların ne alaka diyecek olursanız başlıkta okuduğunuz üzere onlara yaptığım pastanın tarifini paylaşacak olmamdır...
Gelelim tarife lafı fazla uzatmadan :

Kek için malzemeler:
3 yumurta(oda sıcaklığında)
1,5 su bardağı şeker
1 paket vanilya
1 su bardağı süt
1/2 (yarım) su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı nişasta
1 paket kabartma tozu
 Aldığı kadar un (2,5 - 3 su bardağı kadar)

Yapılışı:
Önce yumurta ve vanilyayı iyice karıştırıp köpürtüyoruz.
Sonra sırayla süt, zeytinyağ ve elenmiş nişasta, un ve kabartma tozunu ilave edip yağlanmış ve unlanmış dikdörtgen ya da kare borcama döküp 160-170 derecede pişiriyoruz.

Yanda gördüğünüz gibi piştikten sonra eşit karelere dilimleyip karelerin ortasını kabak oyacağı ile oyup çıkarıyoruz.Limonun suyunu normal su ve şekerle karıştırıp keki ıslatıyoruz.

Sonra da iki paket kakaolu pudingi paketin üzerindeki tarife göre pişirip önce oyduğumuz yuvarlakların içini dolduruyoruz.Kalan pudingi de kekin üzerini kaplayacak şekilde yayıyoruz.

Dolapta bir gece beklettikten sonra istediğiniz şekilde süsleyip servis yapabilirsiniz.

:: Afiyet Olsun ::

7 Eylül 2014 Pazar

ÇOCUKLUĞUMA DAİR

Bu sene Korkuteli'ye annemin yanına her gelişimde içimde taşıp duran duygular sanırım bu gece klavyenin tuşlarına dökülmeye niyetlendiler...
Ata toprağı, baba ocağıdır benim için Korkuteli.Çocukluğumun yaz günleri, belki de en eğlenceli zamanlarıdır.Korkuteli'ye gelir gelmez mahallede gezmeye çıkardım.Bahçeden bahçeye geçerek; önce Mustafa dayım(babamın dayısı olur), komşu Zehra teyze, Şerif Hanım hala, Dürüye teyze(babamın teyzesi), Remziye teyze(Mustafa dayımın kayın validesi), komşu Feride Hanım teyzeler derken evin yolunu anca bulurdum.İlk zamanlar az zılgıt yemedim bu yüzden ama baktılar ki bu konuda ben iflah olmuyorum :) çaresiz annemler kabullendi vaziyeti.Zira her Korkuteli'ye gelişimde tekrarlanan bir seremoniydi benim için.
(Neredeyse sülalenin şeceresini ortaya çıkaracakmışım :) )
Bir zamanlar bağ bahçe içinde kerpiç duvarlı-toprak damlı evlerin olduğu şirin bir ilçeydi Korkuteli. O bir zamanlar dediğim çocukluğumun geçtiği 70'li yıllar.Evlerin önünden baraj yapılmadan önce Korkuteli'nin içinden geçen çayın kolları olan arıklar akardı.Evlerde bırakın lavaboyu çeşme bile yoktu.Elektrik de yeni gelmişti o yıllar.Ondan önce eskilerin bildiği lüks lambalar, gaz lambaları vardı.
Rahmetli büyük babam ve babaannemin de vardı kerpiç duvarlı toprak damlı (bizim ev) bir evi.Bilenler bilir, neredeyse 40-50 cm. kalınlığında duvarları, küçücük pencereleri olur bu evlerin.Kışın soğuk, yazın sıcak işlemez o duvarlardan.
Bizim evde yaz gelince buzdolabı gibi olurdu.Geceleri yorganla yatardık yaz günü :) Ben çocuk olduğum için o vakitler geç kalkma gibi bir lüksüm vardı ama sabah kahvaltı hazırlığı için çıkarılan tıkırtılardan sonra kalkmak farz olurdu.Lâkin, sabah kalkar kalkmaz sofaya açılan cümle kapısı açıldığından sabah ayazını içimde direkt hissetmemek için odanın kapısında bir müddet bekler, kim yerinden kalkarsa koşarak onun yerini kapardım.Tek şart büyük babamın yerine oturmak yasaktı.Korkuteli'de benim için sabah kahvaltısı=biber közlemesi demekti.Sofraya oturacak insan sayısı her zaman için fazla olurdu.
Kışı Antalya'da bizlerin yanında geçirdikleri için büyük babam ile babaannem, buradaki eve evlatlığı ve ailesi yaz kış içinde yaşayarak bakıyordu. 4 kişi onlar, 5 kişi de üç kız kardeş ve anne-babam olmak üzere biz etti 9 kişi, 2 de büyük babamla babaannem, oldu 11 kişi.Gördüğünüz üzere bu kalabalığa közlenen biberden çıkan kokuyu varın siz hesap edin :) Hâlâ en sevdiğim kokudur köz biber kokusu.
Sabah kahvaltısının ardından büyükler gündelik işlere koyulurdu.Benim de kendi çapımda fırından ekmek alıp gelme gibi önemli bir işim vardı.O zamanlar fırınlar 50'lik, 100'lük bilet bastırırlardı matbaaya.Ekmek almak isteyenlerde toplu olarak o biletlerden alır eve koyarlardı.Her gün ne kadar ekmek lazım gelirse elime o kadar bilet, bir de file tutuşturup fırına yollarlardı.Fırından sıcacık çıkmış ekmekleri alıp eve dönerken illaki ekmeğin birinin köşesini karnım tok bile olsa tırtıklardım.Sonra gelsin oyun saati...
Bahçede koca bir dut ağacı vardı.Yanında da artık işlevini yitirmiş ve içi toprakla dolmuş bir kuyu vardı.Kuyu alçakta olduğu için kuyunun üzerine çıkar, oradan da dut ağacına tırmanırdım.Dutun gövdesinde rahatça oturabileceğim bir düzlük vardı. Oraya oturur dutların en olgununu seçerdim.Fazla dut yemem yasak olduğu için kimse görmeden ne kadar yersem o kadar kârdı.
Dut faslı bitince mahalledeki çocuklarla oyuna dalar, oyundan sonra eve girmeden önce evin önündeki arıkta ayaklarımı yıkayıp üzümler olduysa bir ufak salkım koparıp onun da hatırını sorardım :)
Akşamları da tarhana çorbasıyla özdeşleşir benim açımdan.Çünkü, bahçeden toplanan tazecik biberler, sarımsakla halleşen taze nane tarhananın olmazsa olmazıydı.Akşamın çökmesiyle evin cümle kapısı kapanır, ışıkları yanar, çocukluğumdan bir gün daha devrilmiş olurdu.
Gece gece aklıma düşüp beni yazmaya iten anılardan birazı...
Uzun ama ben yazarken keyif aldım, umarım siz de okurken keyif alırsınız.Belki bir kaç gün içinde yine çocukluğumun Korkuteli günlerine ait kıyıda köşede kalan anılardan bir kaçını daha yazarım.Şimdilik kendinize iyi bakın.Sanırım fotoğrafsız ilk yazım oldu bu...

13 Temmuz 2014 Pazar

Girne Amerikan Üniversitesi ile Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de oku!

Girne Amerikan Üniversitesi, "Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de Oku" sloganı ile bütünleşen ve yurtdışı kampüsleriyle de öğrencilerine üç farklı kıtada eğitim fırsatı sunan öncü bir üniversite.
Eğitimde mobiliteye verdiği önem ve uluslararasılaşma sürecinin bir göstergesi olarak Girne Amerikan Üniversitesi; İngiltere, ABD ve Hong Kong’dan sonra küresel kampüslerine bir yenisini ekleyerek Türkiye’de İstanbul yerleşkesini hizmete açmıştır. Bu süreçte Girne Amerikan Üniversitesi, öğrencilerine 3 farklı kıtada eğitim imkânı sunmakta ve "Üç Kıta Tek Üniversite" sloganı ile de bir dünya üniversitesi olma noktasında bir hareketlilik içerisinde olduğunu kanıtlamaktadır.
Kazandıkları ÖSYM bursları ile GAÜ’ye yerleşen öğrenciler, Girne Amerikan Üniversitesi’nin yurtdışı yerleşkelerinde aynı burslarla ve ek ücret ödemeden programlarıyla uyumlu dersler yada ELA’da (English Language Academy) İngilizce dil eğitimi alıyor; geri döndüklerinde ise yurtdışında aldıkları dersleri GAÜ programlarındaki ders yükümlülükleri yerine saydırarak eğitimlerine devam edebiliyorlar.
Eğitimde 30 Yıl...
Geçtiğimiz günlerde görkemli bir törenle 30. Onur Yılı’nı kutlayan Girne Amerikan Üniversitesi için bu sene oldukça özel bir yıl. GAÜ, 2014-2015 Akademik Yılında tam 2260 yeni öğrencisine 7 yıl boyunca kesintisiz ÖSYM Bursu verecek.
GAÜ sosyal ağlarda da çok aktif; bu sene tercih dönemi boyunca facebook.com/girneamerican üzerinden tüm kampüsler ve öğrenci hayatı ile ilgili herşeyi paylaşıyorlar ve tüm sorulara resmi sayfa üzerinden cevap veriyorlar. Twitter takipcilerini de unutmamışlar @girneamerican üzerinden en güncel paylaşımları takip edebilirsiniz.
GAÜ, şu anda küresel dünyanın yükselen meslekleri Denizcilik, Havacılık, Sahne Sanatları, Hukuk, İleri Mühendislik Disiplinleri, Güzel Sanatlar, Mimarlık, İç Mimarlık, Uluslararası İşletme, Uluslararası İlişkiler, Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Türkçe Hukuk, Çin Dili ve Edebiyatı, Gastronomi ve Mutfak Sanatları, Sınıf Öğretmenliği, Sağlık Yönetimi, Ergoterapi, Enerji Sistemleri Mühendisliği, Ebelik, İnşaat Mühendisliği ve Sivil Havacılık Ulaştırma İşletmeciliği, Pilotaj gibi programları barındıran; 9 Fakülte, 6 Yüksekokul, 2 Enstitü ve  2 Meslek Yüksekokulu’nda olmak üzere , 69 Lisans 21 Önlisans 48 Yükseklisans ve 17 Doktora programı sunmakta.
GAÜ’den saygın dünya üniversiteleri ile akademik işbirliği ve değişim programları fırsatı!
Girne Amerikan Üniversitesi, kampüsleri ve 200’ü aşkın dünya üniversitesiyle sürdürdüğü öğrenci değişim programları kapsamında, öğrencilerine yaşam boyu hatırlayacakları deneyimlerin kapılarını açmakta.
Uluslararası Denklik ve Tanınma
Girne Amerikan Üniversitesi sağladığı eğitimin kalitesini sürekli olarak geliştirmek için akreditasyonlarını ve üyeliklerini yenilemektedir. GAÜ yerel olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordınasyon Kurulu YÖDAK ve Türkiye Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından tanınmaktadır. Ayrıca dünyanın bir çok saygın denklik kurullarından akredite olan GAÜ’nün bir çok uluslararası üyeliği de bulunmaktadır.
Girne Amerikan Üniversitesi Eduniversal’ın En İyi Üniversiteler sıralamasında yer almaktadır. Avrupa Birliği Yükseköğretim Sistemi içerisinde üniversite eğitimini denetleyen uluslararası eğitim kuruluşu Eduniversal, 153 ülkeden 12 bin yükseklisans programının incelenmesi ve 100 bin öğrenci ile yaptığı “En İyi Yükseklisans Eğitimi Veren Üniversiteler” araştırmasının sonuç raporuna göre GAÜ "En İyi Yükseklisans Eğitimi Veren İlk 100 Üniversite" arasında gösterilmektedir.
GAÜ, YÖK onaylı programlarıyla geleceğin pilotlarını yetiştiriyor
4 yıllık Pilotaj eğitimi alan öğrenciler, GAÜ İstanbul Yerleşkesi Uluslararası Havacılık Akademisi’nde similatör ve uçuş derslerini tamamlayarak Pilot olma hakkını kazanıyorlar. GAÜ’nün, uluslararası standartlarda verdiği eğitimle yetiştirdiği öğrenciler, önümüzdeki 20 yılın en gözde mesleklerinden biri olan havacılık sektöründe kolaylıkla iş bulabilecekler.
Kıbrıs, dünyanın en güzel adalarından biri!
Kıbrıs Dünya’nın en güzel adalarındandır ve iklimi sayesinde bir tatil ülkesinde eğitim alma şansınız var, üniversite kampüsü plajlara çok yakın mesafede bulunmakta ve kampüse çok renkli bir yaşam hakim. GAÜ, adanın en turistik sahil kenti olan Girne’de kendisine özel plaj ve uygulamalı 5 yıldızlı oteli ile öğrencilerine eşi benzeri olmayan bir eğitim fırsatı sunmaktadır.
Peki kampüste hayat mı nasıl? Tanıtım filmleri için youtube.com/girneamerican ve vimeo.com/girneamerican
Bir boomads advertorial içeriğidir.

21 Haziran 2014 Cumartesi

İşte Stres Altında Bile Pozitif Kalabilirsiniz

Çalışma hayatının her gün biraz daha stresli hale geldiği doğru. Stresin iş başarısını engelleyen en önemli nedenlerden biri olduğu da iyi biliniyor. İş hayatında stres bir ölçüye kadar faydalı bulunuyor fakat o ölçüden fazlası da iş ilişkilerini bozuyor, dikkati dağıtıyor, verimi azaltıyor, başarısızlığa sebep oluyor. Tüm bu olumsuzluklar üst üste gelince ister istemez sosyal hayatımız da etkileniyor.
Bu  nedenle iş yeri kaynaklı stresi azaltmanın bazı yolları var. Benim de çok kullandığım ve etkili yollardan biri olduğuna inandığım yöntem ise; strese girdiğim anlarda ufak molalarlar birlikte derin derin nefes alıp vermek. Bu işlemi arka arkaya 5-6 kez tekrarladığımda fark edilir bir rahatlama hissediyorum. 
Geçtiğimiz günlerde yine stresli bir anda bu yöntemle rahatlamaya çalışırken çalışma arkadaşımın masasında granini meyve suyu şisesinin üzerine iliştirilen şöyle bir mesaj gözüme çarptı; “Sen her şeye yön verecek güce sahipsin.” Bir anda pozitif düşünmenin çok işe yaradığını fark ettim. Sonra kendi kendime dedim ki; nefes egzersizleriyle birlikte kendimizi bu şekilde motive edebilir, içimizdeki potansiyeli dışarıya çıkarabiliriz. 
Benim kartımı sizlerle paylaşıyorum. 
Kendi pozitif mesajınız için granini facebook sayfasını ziyaret edebilirsiniz. 
https://www.facebook.com/graniniTurkiye
Bir boomads advertorial içeriğidir.

11 Haziran 2014 Çarşamba

TUZLU PANKEK

Sabah çocuklar henüz uyanmadığı için kahvaltıya kadar vakit geçirmek amacıyla facebookta oyalanırken Nursevin'ce Lezzetler sayfasında önüme düştü bu basit ve lezzetli tarif. Değişiklik olsun diye yapımı basit olduğu için kahvaltıya yaptım.Çok da güzel oldu hani, denemek isteyen için malzeme listesi aşağıda:
2 su bardağı un
1 tatlı kaşığı toz şeker
2 yumurta
1 çay bardağı sıvı yağ
1 su bardağı süt
1 çay bardağı su
1 tatlı kaşığı tuz
1 pk. kabartma tozu
İstenilen yeşillikler (ıspanak, maydanoz)
Kibrit kutusu kadar beyaz peynir 
Ama; ben bu yemek işinden pek anlamam, bana daha ayrıntılı tarif lazım diyorsanız Nursevin'ce Lezzetler bloguna bir zahmet uğrayacaksınız :)
Ki tarifin asıl sahibinin de gönlünü alalım değil mi...


6 Haziran 2014 Cuma

Tavsiyem Var: Hürriyet Sosyal

Bir süre önce sosyal medya üzerinden en çok takip ettiğim gazetelerden biri olan Hürriyet gazetesinin bir geri sayım içinde olduğunu gördüm. Neredeyse tüm yazarları belli bir heyecan içindeydi. Açıkçası ben yeni bir sayfa tasarımı ya da yeni bir yan haber sitesi haberi beklerken birdenbire hayatımıza ‘Sosyal Hürriyet’ girdi. Önce insanların beğenilerini hemen sonra ‘çok bilgi istiyor’ eleştirilerini okumam merak  uyandırdı ve hemen giriş yaptım.

Açıkçası sosyal medyada internet gazeteciliğinin en iyilerinden biri olduğunu düşündüğüm Hürriyet gazetesi beni şaşırtmadı. Herkesin kendi gazetesini oluşturabilmesi fikri zaten baştan çok cazip. Biri internet sitesinin yıldırıcı reklamlardan, ilgi alanım olmayan haberlerden ya da hiç okumadığım yazarlardan arınmış sadece benim için yaratılmış bir portal haline gelmesi bence harika bir fikir. Bunun yanında fikirlerinizi kendi sayfanız üzerinden paylaştığınız bir sosyal tabanlı haber sitesi olması çok önemli bir gelişme. Özellikle birdenbire gelen sosyal medya yasakları yaşayan bir ülke olarak fikirlerimize ses veren alternatif bir site olması bence cankurtaran gibi bir şey. Bu noktada bir yanlış anlamayı açıklama ihtiyacı hissediyorum. Twitter üzerinden sanki köşe yazarlarını ya da haberleri okumak için mutlaka bu sosyal hürriyet’e üye olmak gerektiği gibi bilgiler dolaşıyor. Günlük olarak her zaman girdiğimiz hurriyet.com.tr bir yere gitmiş değil. Eskisi gibi istediğiniz haberleri okuyabiliyorsunuz. Mobil uygulamaları hiçbir giriş istemiyor. Buna rağmen bugün bu sitenin istediği bilgileri isteyen onlarca sosyal medya kanalını aktif kullanıyoruz. Bunun bir itici güç olarak görülmesini sadece yeniliklere verilen ilk direnç olarak görüyorum.
Artık  hem Hürriyet yazarları hem de diğer okuyucularla interaktif ilişki kurabileceğimiz,  tartışma yaratabileceğimiz bir platforma sahibiz. Yazarların sadece köşe yazıları değil; kişisel postları da gün içinde paylaşılıyor. Bunun yanında ‘Öne Çıkart’ butonu ile önemli bulduğum ve gündeme getirmek istediğim haberleri Hurriyet.com.tr’nin ana sayfasına taşıyabiliyorum. Sosyal medyadan kullanmaya alıştığımız hashtag (etiket) ile haberler hakkındaki yorum ve paylaşımları kolayca süzüyorum. Yani daha çok insan ile daha çok haber paylaşıyor bunun yanında daha özgür haber alıyorum.
Bundan önce #hurriyetbenim etiketi ve reklamı ile çok ses getiren bu yayın grubu yarattığı portal ile bunu kanıtlamış durumda. Artık gerçekten Hürriyet benim.

İçerik: http://durumbildirimi.com/
Bir boomads advertorial içeriğidir.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

ANTALYA'LI BLOGGERLAR BAHAR ETKİNLİĞİNDE BULUŞTU


Geçtiğimiz Cumartesi günü Antalya'lı Bloggerlar olarak ikinci bahar etkinliğimizi yaptık.Çoluk çocuk, büyük küçük hep beraber güzel vakit geçirdik.Ah bir de hava sıcak olmasaydı iyiydi ama malum buranın sıcakları :)
Allah'tan olduğumuz yerde böyle şirin bir su değirmeni vardı da biraz serinledik.
Bu etkinliğin gerçekleşmesinde çok büyük emekleri geçen Nursevin Hanım, Nermin Hanım, Tuba Hanım, Rana Hanım,  Ayça Hanım sizlere çok teşekkür ederim.
Şayet adını yazmayı unuttuğum arkadaşlar varsa kusura bakmayıp bana hatırlatsınlar lütfen.

Bu arada etkinliğimize katkıda bulunan sponsorlarımıza da çok teşekkür ederiz.


Bir daha ki buluşma büyük ihtimal Sonbaharda olur.

Dip Not:: Bu görselleri hazırlayan arkadaşlara da ayrıca çok teşekkür ederim.Ne hikmetse benim tembel zamanıma geldi ve etkinlikte hiç fotoğraf çekmedim.Anlayacağınız görselleri arkadaşlardan izni olmadan aşırmış bulunmaktayım. Hakkınızı helal edin emi :)

Haa, bu arada yarın sabah bendeniz Mardin yolcusuyum.Artık dönüşte görüşürüz...

23 Mayıs 2014 Cuma

LINE’dan ücretsiz internet!

Dünyanın önde gelen mobil platformu LINE, 50MB ücretsiz internet olanağı sağlayarak kullanıcılarının iletişim olanaklarını artırmalarına ve birbirleriyle dayanışmalarına katkıda bulunuyor.  Mesajlaşma, yüksek kalitede sesli ve görüntülü arama, sesli mesaj, fotoğraf ve lokasyon göndermeyi bir arada ve ücretsiz sunan LINE, kullanıcılarına 50 MB’lık interneti ücretsiz sunmakla kalmıyor, aynı zamanda  internet paketi kazananlara isterlerse bunu başkalarına hediye etme olanağı da yaratıyor.
Yalnızca LINE kullanıcılarına sunulan kampanyaya katılmak için çok basit ve eğlenceli bir yol bulunmuş:
Öncelikle telefonunuza LINE’ı indirmeniz gerekiyor: http://line.me/tr/download
1) Etkinlik haftası olan 26 Mayıs - 1 Haziran tarihleri arasında LINE arkadaşlarınıza en az 3 farklı günde mesaj, sticker ya da fotoğraf gönderin.
2) Mesaj gönderdiğiniz her gün için 1 puan kazanacaksınız.
3) 3 puanı topladığınızda, ücretsiz 50 MB internet sizin olacak!
Gerekli puana ulaştıktan sonra LINE Türkiye resmi hesabı tarafından iki hafta içerisinde bilgi mesajı alacaksınız. Mesajda belirtilen alana internet paketinin yüklenmesini istediğiniz telefon numarasını girmeniz yeterli. İnternet paketi giriş yaptığınız anda geçerli olacak ve 24 saat boyunca kullanılabilecek. Bilgi mesajının size ulaşabilmesi için LINE Türkiye resmi hesabını arkadaşınız olarak eklediğinize emin olun. Bunun için; LINE’ın ana menüsünde yer alan Diğer/Daha Fazlası > Resmi Hesaplar bölümünü kullanabilirsiniz.
50 MB’lık internet paketi, Turkcell abonesi numaralar tarafından kullanılabiliyor.  “Ama benim hattım Turkcell değil” diyorsanız üzülmeyin, bilgi mesajıyla birlikte gelen formu doldururken arkadaşlarınız ya da sevdiklerinizin numarasını girerek kazandığınız internet paketini onlara hediye edebilirsiniz.
Ücretsiz internet paketinize hemen sahip olmak için LINE yükleyin! http://line.me/tr/download
Bir boomads advertorial içeriğidir.

ANTALYA'LI BLOGGERLAR 2. BAHAR ETKİNLİĞİ


14 Mayıs 2014 Çarşamba

BU BLOG YASTADIR

SOMA'DA YAŞANAN EN BÜYÜK MADEN FACİASINDA ÖLENLERİN ANISINA BİR SÜRELİĞİNE YAS İLAN ETTİM BURADA...

12 Mayıs 2014 Pazartesi

YALANCI WAFFLE

Söke Un firmasının Antalya'lı bloggerlara gönderdiği puding çeşitlerinden bana da gelmişti.
Ne zamandır bir köşede duruyordu.Nihayet gecenin geç vakti aynı kendi gibi buzdolabında bekleyen Uno markasının sade pastabanıyla halleşip yalancı waffle oldu :)
Nasıl yapıldığına gelecek olursak;
pastabanı ıslatmak için portakal suyu kullandım.
İki tane hazırladığım için birini vanilyalı pudingle yaptım. Arasına ve üstüne çilekle tüysüz şeftaliyi ince dilimleyip yerleştirdim.Üste yerleştirdiğim meyvelerin üzerine de pudingin kalanını da döküp soğumaya bıraktım.
------------------------------------
Diğer pastabana ise kakaolu çikolatalı ve kakaolu fındıklı olanı birlikte pişirip kullandım.Meyve olarak ta ananas ve kivi kullandım.
Kakaolu pudingin kalanını da küçük bir servis kabının içine 5-6 kadar Ülker Saklıköy Klasik ufaladım ve üzerine döktüm.
-------------------------
Eksik kalan fotoğrafları yarın eklerim artık :)
Bunun bir benzerini geçen ay arkadaşlara yapmıştım.Ama onun üzeri puding ve ceviz kaplı idi...
Şimdilik benden bu kadar :) Kayseri gezi yazısında buluşmak üzere...kendinize iyi bakın...

7 Mayıs 2014 Çarşamba

ÇORUM GEZİSİ 2

Bir önceki yazının fotoğraf yükleme kotasını doldurduğum için mecburen gezinin ikinci kısım yazısını yayına almak zorunda kaldım:)Kaldığımız yerden devam edelim o zaman.
İskilip Kalesini karşıdan çektiğim fotoğraflar::

İskilip'ten dönerken otobüste uyuyakaldığım için altta çektiğim fotoğrafı hangi göl ya da gölette çektiğimi bilmiyorum ve de geçmiş zaman olduğu için hatırlamıyorum.

Tam da gün batarken ateş yakıp etrafında bir yandan ısınmaya çalışıp diğer yandan gün batımı fotoğrafı çekmeye çalışıyorduk.
Günü bitirip otele döndükten sonra fotoğraf sunumlarını izlemek için enerji toplamaya ihtiyaç vardı ve soluğu yemekte aldık.
Son gün programımızda Osmancık ilçesi vardı.



Şansımıza at yarışları da vardı.



Gelelim gezinin sonuna ve meşhur İskilip dolmasının yapıldığı pirincin fotoğrafına.
Bilmeyenler için gördüğünüz pirincin kabuklu halidir. 
Bir sonraki gezi 
yazısında buluşmak üzere...kendinize iyi bakın emi :)


ÇORUM GEZİSİ 1

Çok beklediniz ama değecek ;) Fotoğraflı günlere Ekim 2013'te gittiğim Çorum gezisinden başlamaya ne dersiniz :)
İlk gün programda sabahtan Boğazköy'deki Hattuşaş antik kenti vardı ama hava çok soğuk ve yağmurlu olduğu için iyi gezemedik.Hatta ben hiç gezemedim diyebilirim.Çünkü üstüm kalın olmasına rağmen çok fazla üşüdüm ve tek fotoğrafla yetindim.
Sonrasında Boğazköy Müzesi ve Çorum Müzesi vardı programda.Ben sadece Boğazköy Müzesini gezdim ve ışık şartlarının çok uygun olmaması nedeniyle yine tek fotoğraf çektim.
Ardından müzenin hemen yanındaki küçük meydanda sıcacık çay bulup içtik de kendimize gelebildik biraz.
Altta gördüğünüz fotoğrafta ise çayımızın nasıl demlendiği görülüyor.



Orada bir ara 
bakkal dükkanında 
uyuyakalmış 
amcam gözüme 
ilişti.


Çorum Müzesini ise yorgunluktan gezemedim.Güneşli bir köşe buldum ve müzeyi yapı olarak hoşuma gittiği için dışarıdan çektim.Böylelikle ilk günümüzü tamamlayıp otelimize yerleşmeye gittik.
Akşam yemeğinin ardından ertesi güne dinç başlayabilmek için odalarımızın yolunu tuttuk.

İkinci gün, İskilip ve dolması bizi bekler deyip düştük yollara :) Bir kısım arkadaş İskilip Kalesine çıkmaya karar verdi.Ben ise orada biraz sokak fotoğrafçılığı yapmak istedim.Bıçak bileyen amcaları, hasır sepet ören ustaları, sokakta gözüme ilişenleri çektim.






















Bu kadar fotoğrafı çektikten sonra açlığımızı  Seyirtepe'de İskilip Dolması ile giderdik.
İskilip Dolmasının nasıl yapıldığını merak edenler için adres burada ::
http://www.seyirtepeiskilip.com/iskilip-dolmasi/
Fotoğraflar da altta::