11 Haziran 2010 Cuma

Hayata Dair

On gündür her hangi bir şey paylaşmadım, daha doğrusu paylaşamadım.Çünkü bu zaman zarfında uzak akrabalarımızdan ikisi vefat etti.Hatta birinin mevlüdünde bir başka akrabamızın oğlunun düğün haberini bile aldık.Hayat ne garip değil mi? Bir tarafta ölüm, diğer tarafta düğün ama her ikisi de biz insanlar için.Bizi mutlu eden haberler olmasa, hayat bir şekilde devam etmese acılar ve üzüntüler içinde bir hayat nasıl geçer yoksa? Taziye ziyaretlerinin arasına bir de arkadaşlarımdan bir kaçının kendilerine ya da ailelerine ait çevre ilçelerde bulunan yazlık ve yayla evlerine yaptığımız ziyaretler de sıkıştı.Bu nedenle biraz ara vermek zorunda kaldım.Aslında paylaşacak çok şey birikti ama aklımı ve fotoğrafları toparlayıp sizlerle paylaşmam sanırım zaman alacak. Ben onları hazırlayıp paylaşana kadar siz "Lilium Candidum - Beyaz Zambak" fotoğraflarını izleyin olur mu :)


1 Haziran 2010 Salı

EL SANATLARI SERGİSİ

 Dün Antalya'daki Halk Eğitim Merkezlerinin ortaklaşa olarak Cam Piramitte açtıkları sergiye gittim.Gezerken de gözüme hoş ve ilginç gelen bazı objelerin fotoğraflarını çektim.Elbette genel olarak yaptığım çekimler de var.Onları ve diğerlerini altta görebilirsiniz ama benim en beğendiğim çalışma üst soldaki fotoğrafta görülen resimdi.
Sergiyi gezerken biraz yoruldum ve dinlenmek için bir ağaç gölgesine geçtim.Baktım ki ağaç dut ağacı, olgunlaşmış dutlardan yemezsem hatırı kalır diye başladım yemeye.Sergi alanına daha önceden gelenler tarafından alt dallarda neredeyse hiç dut kalmamıştı.Sadece yaprakların arasına gizlenenlerden yiyebildim biraz ama olsun.O kadar lezzetliydi ki anlatamam ama  çocukluğumda ağacın tepesine çıkıp yediğim dutların lezzetiyle mümkün değil yarışamaz :)
Sanırım bu kadar çenebazlık yeter.Sizi fotoğraflarla baş başa bırakmadan önce Antalya'da olup gitmek isteyenler için serginin 3-Haziran Perşembe gününe devam edeceğini yazayım.

31 Mayıs 2010 Pazartesi

NACİYE DENİZ ÖĞRETMENİMİZİ ZİYARET

NOSTALJİ adlı yazımda sizlere bahsettiğim ilkokul arkadaşlarımın bir kısmı ile bu Pazar günü (30 - 05 - 2010) ilkokul öğretmenimiz NACİYE DENİZ 'i ziyarete gittik.Maaşallah, seksendört yaşında olmasına rağmen sağlığı sıhhati yerinde, enerjik ve hafızası kuvvetli biri olarak karşıladı bizi.Hepimize sarıldı, öptü.Bazılarımızı daha çabuk hatırladı, bazılarımızı da oturup sohbet ederken hatırladı.Eğitim verdiği dönemde öğrencileriyle ilgili yaşadığı ilginç olayları kaydettiği defterleri getirip bize gösterdi.Onları okuyunca hepimiz ayrı duygulandık.Çocukluğumuza döndük yine.Yazdığımız tahrirlerin (kompozisyonların) ve yaptığımız resimlerin kendince önemli olanlarını saklamış.Zamanımız dar olduğu için hepsine bakamadık ama daha sonraki geniş bir vakitte tekrar buluşup onlara da bakmak için söz verdik.İlkokul bittikten sonra neler yaptığımızı, nerede okuduğumuzu, ne iş yaptığımızı, evlenip çoluk çocuk sahibi olup olmadığımızı tek tek sordu.Yine çok güzel bir zaman geçirdik hep beraber ve tekrar buluşmak üzere sözleşip vedalaştık.Bizleri apartmanın dış kapısına kadar gelerek uğurladı.Kendisine buradan sağlık ve mutluluk dileklerimle birlikte teşekkür ediyorum.

27 Mayıs 2010 Perşembe

KIRMIZI

SERGİYE DAVET


Her yıl düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz Fotoğraf sergimizin bu seneki konusu "KIRMIZI" olarak belirlendi. 24. yıl Sergimizi 6-13 Haziran 2010 tarihleri arasında, ÖZDİLEK PARK ANTALYA AVM' de izleyebilirsiniz.

Başlangıç tarihi: 6 Haziran 2010 Pazar Saat 19.30
Bitiş Tarihi: 13 Haziran 2010 Pazar 23:30

Detaylı bilgi için lütfen iletişime geçiniz.

Sevgiler
ANFAD YÖNETİM KURULU

25 Mayıs 2010 Salı

ÇOCUK OL(ama)MAK...

Bu aralar bir faaliyette bulunmuyorum, fotoğraf çekmeye bile biraz mola vermiş durumdayım.Dolayısıyla buraya iki satır karalayacak herhangi bir konu da yok.Hal böyle olunca imdadıma yine fotoğrafsever arkadaşım Ergün Karadağ yetişti.Sabah facebook.com da paylaştığı bir fotoğrafı ve altına yazdığı yazıyı okuyunca çok beğendim.Kendisinden izin istedim fotoğrafı ve yazıyı paylaşmak için, sağolsun beni yine kırmadı.Ben de sizin için o fotoğrafı ve yazıyı noktasına virgülüne dokunmadan burada paylaşıyorum.
Sevgili Ergün Karadağ'a teşekkürlerimle...
-------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÇOCUK OL(ama)MAK...
Hangi kaderle, hangi umuda yol alacaksın.
Sen mi çizdin yaşayacağını, şehrin çok ötesinde,tüm çocukluğunla sen mi umutların peşine düşeceksin.
Elli metre ilerinde boy boy binaların arasında ,yarın gönderecekleri yaşam alanında , çadırında sen mi çocukluğunu yaşayacaksın...
Hangi parka kaç adım ötedesin. Hangi mutluluğun geleceğindesin.
Sen mi aldın o oyuncağı, sen mi beğendin bir çocuğun rüya düşlerini süsleyen bir oyuncakçı raflarından.
Kaç defa yeni elbise alındı, kaçını sen beğendin.Hep toplanan sunuldu sana bu kaderinde.Aynı analık ,aynı kaderin geçmişi hep yaşayamadıklarıyla kucakladı seni.Hep yaşayamadıklarını sunmak istedi sana ,kıramadı çemberini.

Kaç defa gittin lunaparka, kaç defa bindin atlı karıncaya…

Kaç defa mutlu oldun.

Ötede geçen arabalara baktın, gelecek olanları aradın hep gözlerin.
Bir gün yine birileri geldi,yine konuştular yine yağmurlu bir havada toplandı çadırınız…
Uzağa kaderine tekrar gittin.

Kaç defa kışın ortasında sıcacık bir odada yıkandın, kaç defa ısındın,kaç defa doydun.

Bulabildin mi hikayelerdeki çocukluğunu.
Yokluğun yoksulluğun ortasında, kimler düşündü senin sonranı..
Aynı kaderi yaşayanlar ne yaptı senin geleceğine.
Çocuk kalbin,sunulanı yoklukta dahi sevmen, kaderine isyan edemeyecek olman çocukluğundan.

Ne farkın var öteden.
Elin de bir bebeğin ,sıcacık kalbinin saflığı.

Yaşamın saflığında..

ya sonrası…
ERGÜN KARADAĞ