Bumerang - Yazarkafe

31 Aralık 2011 Cumartesi

(: ESKİ YIL GÜLE GÜLE :)

Bir yılı daha tükettik.
İyisi-kötüsü-güzeli-çirkini-acısı-sevinciyle.
Hedeflerimize ulaştık ya da 
çabaladığımız halde çeşitli nedenlerle ulaşamadık.
Bu gece yarısı yeni yılın kapısını aralayacağız.
Bakalım bize ne sürprizler hazırlamış diye...
Kendimize yine yeni hedefler koyacağız.
Yarım kalan işlerimizi tamamlamaya çalışıp
yeni ufuklara yelken açacağız.

Eyy 2012,
Gelirken sepetinde herkese bolca
sağlık sıhhat, mutluluk, sevinç, başarı getir.
Elbet o sepetin içinde bir miktar 
acı ve üzüntü de olacak.
Yanında dayanma gücü de getir gel emi :)

Eski yıl güle güle, yeni yıl hoş gele...





23 Aralık 2011 Cuma

İşte Tüm Türkiye’nin Merakla Beklediği Tarif!

Son zamanlarda herkesin konuştuğu hatta Obama’nın hanımının bile merak ettiği tarif; Pınar Labneli!


Herkes bu tarifi merak ediyor, lezzeti dünyanın bir ucuna yayılıyor.


Pınar Labneli Yedi Baharatlı Pasta’nın tarifini www.facebook.com/PinarLabne adresinden öğrenebilirsiniz.


Diğer Pınar Labne’li tarifleri herkesten önce öğrenmek için sayfayı takip etmeyi unutmayın!


Bir bumads advertorial içeriğidir.

22 Aralık 2011 Perşembe

ELİŞİ DEFTERİNİN HEDİYELERİ VAR

Takip ettiğim blogger arkadaşlar bu aralar yeni yıl hediyeleri vermek için çekiliş yapıyorlar.
Onlardan birisi de Elişi Defteri blogunun sahibi.
Onun verecek olduğu hediyelerden etamin işli olanına da benim talip olasım geldi :)

20 Aralık 2011 Salı

SAĞLIĞINIZ İÇİN LÜTFEN İZLEYİNİZ

Pek çoğunuzun izlediğini zannediyorum ama benim gibi çeşitli nedenlerle izleyememiş olanlar lütfen izleyiniz.Ben izledim ve tüylerim diken diken oldu.
--------------------------------------------
CANLI YAYINDA BÜYÜK İDDİA
Kanal D'de yayınlanan Zahide Yetiş ve Op. Dr. Aytuğ Kolankaya’nın sunduğu 'Doktorum' programının konukları Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Dizdar ve Çocuk Metabolizma ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Aydın'dı. Konuk doktorlar canlı yayında birbirinden ilginç açıklamalarda bulundu. İşte doktorların o açıklamaları...

15 Aralık 2011 Perşembe

SÖNMEZ ATASOY VEFAT ETTİ

Tiyatronun usta oyuncu ve yönetmeni, dizilerin karakter oyuncusu, Kurtlar Vadisinin Halo Dayı'sı Sönmez Atasoy günlerdir sürdürdüğü yaşam savaşını kaybetti.Sevdiklerinin başı sağ olsun, kendisine de Allah'tan rahmet  dilerim.Mekânı Cennet olsun.Vefat haberi burada:

11 Aralık 2011 Pazar

UFUK KIRAY'ın OBJEKTİFİNDEN N.Ç.

Fotoğraf camiasının yaramaz ve muzip çocuğu olarak bildiğimiz sevgili Ufuk Kıray kardeşimiz bu defa toplumun kanayan yarası çocuk istismarı ve tecavüzünü ele aldı.Sizinle, N.Ç. davasını kendi objektifinden yorumladığı fotoğrafı ve o fotoğrafın yer aldığı Hürriyet Gazetesinin Pazar ilavesinde Sibel Arna ile yaptığı röportajı paylaşmak istiyorum.
Sizden ricam o haberi lütfen olabildiğince sosyal ağlarda ve bloglarda paylaşmanız.Çünkü bu konuda ne kadar çok ses gelirse o kadar faydası olacağına inanıyorum.
::İŞTE O FOTOĞRAF::
::RÖPORTAJIN FOTOĞRAFLA İLGİLİ KISMI::
""Gelelim N.Ç. davasına... 
- 2002’den beri süren bir dava... Üzülerek söylemeliyim ki çok geç haberim oldu. Mahkemenin kararından sonra basından ve sosyal medyadan takip ettim gelişmeleri. Özellikle mahkemenin vardığı ‘kendi rızası’ yargısına ve en alt sınırdan ceza verilerek, cezalarda indirime gidilmesini kabullenemedim. Durumun hukuka uygun olması vicdanlarımızı rahatlatmaya yetiyor mu? Bu noktada şiirin, karikatürün, öykünün, sanatın tüm dallarının beslendiği hayattan fotoğraf da payına düşeni almalıydı. Ben de hissettiklerimi fotoğrafımla anlattım.""

8 Aralık 2011 Perşembe

Türk Çayını Kimse Böyle Anlatamaz

Bugün Facebookta rastladığım bir videoyu sizlerle paylaşacağım.
Belki içinizden izlemiş olanlar vardır belki ama olsun :)

7 Aralık 2011 Çarşamba

Benim de Sizden Bir Ricam Var :)


Turkcell 2011 Blog Ödülleri Yarışmasına "Kişisel Bloglar" kategorisinden ben de aday oldum.
Oylama süreci 9-Aralık tarihine kadar uzatılan bu tatlı yarışta bir destek de siz verirseniz sevinirim :)
Teşekkürlerimi kabul etmeniz umuduyla:

5 Aralık 2011 Pazartesi

AKTİF İLETİ - SENDEN ŞİKAYETİM VAR

Sadece ben şikayetçi değilim.Nette yaptığım araştırmaya göre sizden pek çok kişi şikayetçi anlaşılan.Örnek:ŞikayetVar.com
Teslimat için gittiğiniz adreslere şayet teslimat yapamadıysanız ne bir pusula bırakıyorsunuz ne de telefonla mesaj gönderiyorsunuz.
Bizzat ulaşabileceğimiz canlı bir şahısla dahi telefonda görüşmek kısmet olmadı nedense.
Ben şahsen gönderi numaramı bile kartımın akıbetini öğrenmek üzere gittiğim banka şubesinden öğrendim.


Bankalar sözde bize hizmet etmek istiyorlar ama işkenceden başka bir şey çektirmiyorlar. Deseler ki bize gönderinizi şu bölge şu şubeye gönderdik, kimliğinizle gidip teslim alın diye...Çok güzel olacak ama nerede o günler...


Off Offff....Stres sahibi yapıyorlar beni :(

2 Aralık 2011 Cuma

TÜM BLOG YAZARLARI

Facebook'ta  Tüm Blog Yazarları adıyla yeni bir sayfa oluşturuldu.Sayfayı ben de takip etmeye başladım.Bakalım nasıl ilerleyecekler.
Siz de dahil olmak isterseniz ilgili linkler altta::
Umarım başarılı bir oluşum olur.

24 Kasım 2011 Perşembe

Yeniçarşım.com ile Evden Çıkmadan Çarşıya Çıkıyoruz!

Ekim ayından bu yana yayında olan Yeniçarşım.com, alışkın olduğumuz e-ticaret sitelerinden oldukça farklı. Site şimdiden sloganı olan “Evden çıkmadan çarşıya çık” mottosunu fazlasıyla yerine getiriyor. Çünkü şimdiden Yeniçarşım.com’da yüzlerce mağaza var ve siz dilediğiniz ürünü bu mağazalar arasından seçerek kolaylıkla satın alabiliyorsunuz. Üstelik, internetten alışveriş yaparken en çok çekindiğimiz “güvenlik” engelini Hürriyet Güvenli Alışveriş Sistemi ile çözmüşler. Sistemi açıklayan video:

Yeniçarşım.com’un diğer alışveriş sitelerinden önemli farkları var. Platformun en belirgin karakteristiği olan alıcı ile satıcıyı bir araya getirme stratejisi, satıcıların (mağazaların) ticari kuruluş olması gibi akıllıca bir taktikle desteklenerek, son derece başarılı bir sistem getirilmiş durumda. Yeniçarşım.com’da satış yapan her mağaza, ticari unvana sahip, fatura kesen ve dolayısıyla garantili ürün satan mağazalar. Bu sayede aynı ürünü birden fazla mağaza arasından güvenle seçerek satın alabiliyorsunuz. Herhangi bir problemde “Hürriyet Güvenli Alışveriş Sistemi” ve Yeniçarşım’ın başarılı müşteri hizmetleri departmanı hizmetinizde.

www.yenicarsim.com'da 24 farklı kategoride onbinlerce ürün bulunuyor. Giyimden aksesuara, elektronikten beyaz eşyaya kadar aradığınız her şey Yeniçarşım.com’da.

Ayrıca, www.facebook.com/yenicarsim ve www.twitter.com/yenicarsim adreslerinden ise Yeniçarşım’ı takip edebilir, kampanya ve fırsatlardan haberdar olabilirsiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN


20 Kasım 2011 Pazar

KASTAMONU SAHİL İLÇELERİ FOTOĞRAF BULUŞMASI 2011

Bundan tam bir ay önce Şehit haberleri aldım, üzüldüm ama önceden planlı olan Kastamonu Sahil İlçeleri Fotoğraf Buluşması 2011 için düştüm Kastamonu yollarına. 21 Ekim sabahı erkenden uçakla İstanbul'a gittim, akşam da Fotogezileri.Com ile iki otobüs Kastamonu'ya doğru yola çıktık.Sabahleyin bizim otobüs Bozkurt'a, diğer otobüs İnebolu'ya geçti.Kahvaltının ardından ormanın nefes açan ama hafiften sararmaya başlayan renk cümbüşünün ve Karadeniz'in hırçın denizinin eşlik ettiği yollardan geçerek Bozkurt, Çatalzeytin, Abana'yı gezdik.Abana'da Hacıveli konağı'nda çay içtik.Sonrasında İnebolu'ya geçip Türk Ocağı'nı gezdik.Bizim gezdiğimiz saat fotoğraf için çok geç bir saat olduğundan fotoğraf çekme imkânım olmadı.Akşam'da İnebolu'da bizim için verilen (Kızılcık Tarhanası-Güveç-Pilav-Revani) akşam yemeğini yedik.Ardından Tansu GÜRPINAR, Tuğrul ÇAKAR, Nevzat ÇAKIR, Hamit YALÇIN ve Emre İKİZLER'in konuşmalarını ve fotoğraf sunumlarını izleyip, memleketin dört bir tarafından gelen fotoğraf dostlarıyla az da olsa muhabbet edip tanışma fırsatımız oldu.Gece tekrar Bozkurt'a dönüp kalacak olduğumuz misafirhaneye yerleştik.O kadar yorulmuşuz ki hepimiz, yorgunluktan uyku tutmayacağını bildiğimiz için bir kısmımız yemekhaneye toplanıp biraz daha sohbet ettik.Sonrasında ise odalara gidip derin bir uykuya daldık.Normalde hemen uyuyamam ama o gece anında sızdığımı biliyorum:)
Ertesi gün sabah kahvaltıdan sonra Bozkurt'tan eşyalarımızı toplayıp bizi misafir eden Bozkurt'lularla vedalaştıktan sonra İnebolu'ya doğru yola çıktık.Yol üstünde bir kaç yere daha uğrayıp sonunda İnebolu'ya vardık.Pembe Köşk'ü gezdik, orada bize ikram edilen pastaları yedik, çayları içtik.Pembe Köşk'ten İnebolu'yu tepeden seyredip keyfine vardık, fotoğraf çektik.Ardından sahile inip çarşı içini gezdik biraz.En son geri dönüş için bize rehberlik eden Kasfot üyesi arkadaşlara veda edip tekrar Kastamonu'ya geçtik.
Bir-birbuçuk saat kadar Kastamonu'nun şehir merkezinde gezdik, etli ekmeğin pastırmalı olanından yedik bir grup arkadaş.Çoğu pastırma ve Taşköprü sarımsağından aldı İstanbul'a götürmek için ama ben uçakla İstanbul'dan Antalya'ya döneceğim için kokar diye cesaret edip alamadım.Ama Kastamonu'nun meşhur çekme helvasından sekiz kutu aldım dağıtmak ve yemek üzere.Çok da güzeldi doğrusu.Dönüş yolunda ise Van depreminin haberini aldık ve yine üzüldük :(
İstanbul'a dönerken Safranbolu'ya uğradık ve safran çayı içip Safranbolu ile ilgili küçük bir sunum izledik.Safran çiçeğinin kolonyasını da üretmişler.Durur muyum hiç, hemen aldım elbette:) Bu kısa moladan sonra durmadan yola devam ettik ve gece yarısı İstanbul'a ulaştık.Yol arkadaşlarımla bir bir vedalaşıp geceyi yeğenimin evinde geçirmek üzere taksiye bindim.
Sabah erkenden kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra toparlanıp havaalanına geçtim ve uçak saatini beklemeye koyuldum.
Bu geziyle ilgili haberleri ben kısa kestim ama 
buluşmaya katılan Özge Güngör izlenimlerini Hürriyet'in Seyahat ekinde paylaşmış.

::DİP NOT::
Bu buluşmaya vesile olan herkese, destek veren belediyelere, bizlere rehberlik eden Kasfot üyelerine çok teşekkür ediyorum.
:: SİZİ FOTOĞRAFLARLA BAŞ BAŞA BIRAKIYORUM ::



12 Kasım 2011 Cumartesi

VAN İÇİN UMUT FOTOĞRAFLARI SERGİSİ

::paylaşacak çok şey var ama bu en önemlisi::
Özellikle İstanbul'da yaşayan sevgili blogger arkadaşlar, size sesleniyorum.
Otuz kadar fotoğraf sanatçısının Van'da yaşayanlara destek amacıyla bir araya gelip açacakları serginin haberi bu.İstanbul'da yaşayanlar için bir şans sayılır.Başka şehirlerde yaşayıp ta gitmek isteyenler olursa daha da güzel olur.Ben de imkânlarımı zorlayacağım gidebilmek için.
Lafı uzattım, sergiyle ilgili bilgiler altta::
::Sergi Mekânı::
City's Alışveriş Merkezi, Nişantaşı-İSTANBUL
::Sergi Tarihleri:: 
15-18 Kasım 2011
::Sergi Gün ve Saatleri::
Salı-Cuma 10:00-22:00
::Açılış:: 
15-Kasım Salı günü, Saat 19:30
::DİP NOT::
MÜMKÜNSE BU YAZIYI BLOGLARINIZDA PAYLAŞINIZ LÜTFEN

27 Ekim 2011 Perşembe

Van için Herkes Tek Yürek!

Van Depremi'ne duyarlılık gösteren ve zor durumda olan depremzedelere yardım elini uzatmak isteyen vatandaşlarımız için bir liste hazırladık. Aşağıdaki kanallardan dilediğinizi seçerek yardımlarınızı en kolay şekilde Van'a ulaştırabilirsiniz:

1. KIZILAY
2868'e tüm operatörlerden boş bir SMS göndererek Kızılay'a 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.

Ayrıca havale yoluyla destek olmak isteyenler, tüm bankalardaki "Türk Kızılayı" hesaplarından bağış yapabilir. Ayni bağışlar Türk Kızılayı lojistik merkezleri ve şubeleri tarafından kabul edilecektir. Tüm Kızılay şubelerinin iletişim numaralarını buradan öğrenebilirsiniz.

2. AKUT
Tüm GSM operatörlerinden 2930'a göndereceğiniz AKUT yazan bir SMS ile AKUT'a 5 TL bağışta bulunabilirsiniz.

Kredi kartını kullanarak internet üzerinden bağış yapmak isteyen vatandaşlarımız CardFinans ya da diğer banka kartlarını kullanarak bağışta bulunabilirler.

Havale/EFT için Banka Hesap Numaraları;
T. İş Bankası - Gayrettepe Şubesi - TR14 0006 4000 0011 0800 6666 63
Finansbank - Gayrettepe Şubesi - TR92 0011 1000 0000 0001 9576 70
Garanti Bankası - Ortaklar Cad. Şubesi - TR26 0006 2000 3570 0000 0029 30

3. BAŞBAKANLIK YARDIM KAMPANYASI
Başbakanlık tarafından Van’da yaşanan deprem nedeniyle başlatılan yardım kampanyası çerçevesinde saptanan banka hesap numaralarına buradan ulaşabilirsiniz.

4. KARGO FİRMALARI
Yurtiçi Kargo, PTT Kargo, MNG Kargo ve Aras Kargo yardım gönderilerini ücretsiz olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktadır.

5. HÜRRİYET EVLERİ
Deprem sonrası yaralarını sarmaya çalışan ve kış öncesinde evsiz kalan Van için Hürriyet Gazetesi de büyük bir seferberlik başlattı. Hürriyet, Van’da kış koşullarına dayanıklı, mutfak, banyo ve tuvaleti olan "Hürriyet Evleri" kuracak. Kızılay işbirliğinde başlatılan kampanya ile her biri 6 bin liraya kurulacak evler, evsiz kalan vatandaşlara sıcak bir yuva olacak.

Van Depremi - Hürriyet Gazetesi Bağış Hesapları
T. İş Bankası Mithatpaşa Şubesi
4228 - 0971947 / IBAN TR370006400000142280971947 
T.C. Ziraat Bankası Kızılay Şubesi
Hesap No 685-2868-5189 / IBAN TR060001000685000028685189
Garanti Bankası Kızılay Şubesi
Hesap adı: Van Depremi - Hürriyet
Şube: 082 Hesap No: 6294703 / IBAN TR72 0006 2000 0820 0006 2947 03

Yapacağınız ufak bir yardım zor durumdaki bir çok insanı hayata bağlayan bir umut olacaktır. Mesajımızın ulaştığı herkesi, deprem bölgesinde yardıma ihtiyacı olan vatandaşlarımıza yardım etmeye davet ediyoruz.


Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

16 Ekim 2011 Pazar

TUĞBA KİPER

Aradan çok uzun zaman geçti sizinle fotoğraflarını beğendiğim arkadaşları tanıştırmayalı.Bu haftaki misafirim doğa tutkunu sevgili Tuğba Kiper.Henüz kendisiyle yüz yüze gelip tanışma fırsatım olmadı ama fotoğraflarını ilgiyle takip ediyorum.
Fotoğraflarının çoğunluğunu damlaların içine aldığı doğa oluşturuyor.Manzara fotoğrafları da çekiyor ama ben en çok damlaların içine sığdırdığı renkli dünyayı seviyorum.Umarım damla fotoğrafları çekmekten vazgeçmez.
Diğer fotoğraflarını da görmek isterseniz alttaki linkleri ziyaret etmenizi isteyeceğim.
http://www.anafot.net/FOTOMAKALE-48-dogaya-yakindan-bakmak
http://www.fotokritik.com/kullanici/tkiper/portfolyo/
http://www.fotoiz.com/index.php?name=uyeler/profil&file=index&profilID=9761
http://www.fotono1.com/profili.php?p=ufoto&user=11368


Ben sözü kısa kesip sizi Tuğba Hanımın fotoğraflarıyla başbaşa bırakayım en iyisi.İyi seyirler ve güzel bir Pazar günü diliyorum hepinize...



Bol fotoğraflı bir hafta sonu olsun :))

10 Ekim 2011 Pazartesi

ÜŞÜMEK GÜZELDİR

Antalya'nın cehennem sıcaklarıyla geçen yaz günlerinden sonra nihayet üşümek gerçekten çok güzel.Böyle söylüyorum ama Allah dondurucu soğuklardan da bizi korusun.
Alttaki fotoğraf Antalya-Isparta yolu üzerindeki Karacaören Barajından.Bir tarafta balık çiftliği, diğer yanda turistlere rafting olayı :)

4 Ekim 2011 Salı

TIK TIK - ORADA MISINIZ :))

Yine uzun zaman olmuş görüşmeyeli.En son bayram tebriği paylaşmışım.Bu arada bayramda plansız programsız ve jet hızıyla Bursa-İznik Gölü yaptık eşimle.Bayramın birinci günü akrabalarla bayramlaşmamızı yaptık.İkinci günü sabah erkenden düştük yollara.Ben yine yollarda ara ara arabayı durdurup fotoğraf çektim.Belli bir programımız olmayınca yolumuz Sapanca'ya kadar uzadı ama orada kalacak yer olmadığı için istikâmeti İznik Gölü'ne çevirdik.Akşamın geç vaktinde zar zor bir otel (İstanbul Otel) bulduk ve geceyi orada geçirdik.Göl kenarı değildi ama temiz, bakımlı, küçük bir oteldi.Ailecek işletiyorlardı.Herkese rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir otel.
Gün doğarken kendimizi gölün kenarına attık hemen, oksijen depolamaya ve fotoğraf çekmeye.Sonra da otelde kahvaltı yapmak yerine kaldığımız otelin arkasında bulunan çorbacıya girdik.Harbiden çok güzeldi çorbaları.Çorbamızı içtikten sonra otele dönüp valizimizi topladıktan sonra tekrar Antalya'ya dönmek için yola çıktık.Dönüşte İnegöl-Domaniç-Tavşanlı-Çavdarhisar-Gediz-Uşak-Çivril-Işıklı Gölü-Gökgöl-Dinar-Burdur üzerinden geze geze Antalya'ya ulaştık.Çavdarhisar'dan geçerken Aizonai antik kentini de ziyaret ettik.Işığın en dik olduğu saatte çekim yapmak zorunda kaldım ama başka şansım yoktu.Koruma altındaki Işıklı Gölünü ve Gökgölü fotoğraflamak içinse çok ters bir zamandı ve fotoğraf çekemeden sadece izlemekle yetinerek gelip geçtim oradan.
Bayram hikayesi bu kadar.Yeni bitirdiğimiz yeğenimin kına ve düğün hikayesi bir sonraki yazıya kısmetse.Görüşürüz yine, kendinize iyi bakın :))


Bu arada siz bu fotoğrafları izleye durun, ben de diğerlerini hazırlayayım...

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Hem 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ 
hem de RAMAZAN BAYRAMIMIZ 
hepimize kutlu mutlu olsun.
Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim.

23 Ağustos 2011 Salı

ARÇELİK NİHAYET BUZDOLABIMI DEĞİŞTİRDİ

Evet, ARÇELİK nihayet arızalı buzdolabımı değiştirmeyi dün kabul etti ve bugün yenisini getirip teslim etti.Arızalı olanı da fabrikada incelenmek üzere alıp götürdü.
Geç oldu, güç oldu, beni çok da üzdüler ama sonunda yola geldiler...

19 Ağustos 2011 Cuma

ARÇELİK, SANA VERDİĞİM SON ŞANSI DA KAYBETTİN

EVET, SANA VERDİĞİM SON ŞANSI DA KAYBETTİN ARÇELİK HAZRETLERİ.ŞU AN ÖFKEM TAVAN YAPMIŞ DURUMDA.DAHA PARÇALARI DEĞİŞELİ BİR AY OLMADI AMA BUZDOLABININ SOĞUTUCU BÖLMESİ YİNE SOĞUTMUYOR.NE ANLADIM BEN SİZİN VERDİĞİNİZ HİZMETTEN.
TEMMUZ AYININ SONUNDA BUZDOLABIMLA İLGİLİ ŞİKAYETİMİ BURADA YAZMIŞTIM BİLİYORSUNUZ.


OTOMOBİL ÜRETİCİLERİ BİLE ARIZALI ÇIKAN SERİLERİNİ DÜNYANIN HER BİR YERİNDEN GERİ ÇAĞIRIYOR VE TOPLUYOR.KOSKOCA ARÇELİK DE PEKALA ARIZALI SERİ OLAN 5192 NF BUZDOLABINI ADINA-ŞANINA YAKIŞIR BİR ŞEKİLDE GERİ TOPLAYABİLİRDİ.



BU SABAH YİNE MÜŞTERİ HİZMETLERİNİ ARADIM VE DOLABIN SOĞUTUCU BÖLMESİNİN ÇALIŞMADIĞINI BİLDİRİP DOLABI EN KISA SÜREDE DEĞİŞTİRMELERİNİ İSTEDİM.ŞAYET DEĞİŞTİRMEZLERSE DE DOLABI GÖTÜRÜP EN YAKIN ARÇELİK BAYİNİN ÖNÜNE ATACAĞIMI DA BELİRTTİM.


GERÇEKTEN BUGÜN AKŞAMA KADAR BANA GERİ DÖNMEZSE ARÇELİK BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ, YUKARIDA YAZDIĞIMI YAPACAĞIM.

17 Ağustos 2011 Çarşamba

KEYFİM YOK

Evet, keyfim yok, mutsuzum.Çünkü 17-Ağustos-1999 depreminin yıl dönümü ama bu konudaki çalışmalar kaplumbağanın hızından bile yavaş.Üstüne her gün aldığımız şehit haberleri tuz biber ekiyor.Ne okuduğumdan bir şey anlıyorum, ne izlediğimden keyif alıyorum ne de dinlediğimden zevk alıyorum :(

11 Ağustos 2011 Perşembe

SIRA GELDİ KLİMAYA :))

Bugün bulaşık makinem geldi çok şükür.Motoru değiştiği için ikiyüzonbeş lira gibi bir rakam ödedim.
Annemin yardımcısının onbeş günde bir kullandığı iki günlük izin dolayısıyla geçtiğimiz Pazar günü yine Korkuteli'ye gittim ve dün öğlen geldim.Korkuteli Antalya'nın yaylası ama plansız yapılaşma ve betonlaşma sonucunda benim çocukluğumdaki gibi serin değil artık.Hele bu hafta (her yörede farklı faklı telaffuz edilen) eyyam-ı bahur sıcakları nedeniyle orası da çok sıcaktı.Az da olsa sıcak basıp rahatsız olunca ara ara klimayı açıp biraz olsun ferahladık.Normalde insana ters geliyor yaylada klimayla serinlemek :(
Oranın kuru havasına alışıp Antalya'ya gelince nemli ve sıcak hava daha çok çarpıyor beni.Dün öğleyin eve geldim ve salonun klimasını açayım dedim ama zaten son günlerde az soğutan klima hiç soğutmaz olmuş.Büyük ihtimalle gazı bitti.Hemen servisi aradım ve yarın sabah için randevu aldım.Şimdilik çocukların odasındaki klimayla idare ediyorum.
Bu aralar evdeki eşyaların arıza ve servis problemleriyle kafanızı şişirdim.Kusura bakmayın artık :)

3 Ağustos 2011 Çarşamba

NAZAR DEĞDİ

Bu aralar evimdeki beyaz eşyalar bir bir arızalanmaya başladı.Nazar değdi herhalde.Bir önceki yazımda buzdolabımın arıza yaptığını yazmıştım.Neyse ki servis geldi ve garanti dahilinde olduğunu söyledikleri buzdolabımın parçasını değiştirdiler.Şimdilik normal çalışıyor, bakalım ne zamana kadar gidecek.Yine de buzdolabım tekrar aynı arızayı gösterir de dolapsız kalırım diye gidip buzluk kısmı olmayan bir buzdolabı aldım.
Buzdolabı problemini hallettim diye düşünürken bu defa da bulaşık makinem arıza yaptı.Ya kartında arıza varmış ya da motorunda.Makineyi alıp gittiler, kaldım ben de bulaşık makinesiz ortalarda.
Allah çamaşır makinemin arızasından korusun beni, bir de o bozulursa nice olur halim bu sıcaklarda bilemiyorum artık.Neyse...

28 Temmuz 2011 Perşembe

ARÇELİK - SENDEN ŞİKAYETİM VAR

En güvendiğim marka diye 2005 yılında 5192 NF model no-frost buzdolabı aldım Arçelikten. 2007 yılının yazına kadar bir sorunum yoktu.2007 yılında buzdolabının derin dondurucu kısmı karlama-buzlama yaptı.Servis çağırdım, geldiler baktılar.Buzdolabının fişini çekip buzunun tamamen çözülmesini beklememi ve kendilerini parça değişimi için tekrar geleceklerini söylediler.Neyse, üç gün sonra gelip buzu çözülen buzdolabının timer'ını ve buzluk kısmındaki bir parçasını değiştirip gittiler.O zaman garanti kapsamındaydı ve ödeme yapmamıştım.
Aynı şikayetle 2009 Mart ayında yine çağırdım.Elimde servis fişi var ama parça değiştirilip değiştirilmediğini şu an hatırlamıyorum.Geçen sene ev boya-badana yapılırken yani Ağustos 2010'da aynı arıza tekrarladı.Yine servis çağırdım, dolap yine aynı işlemlerden geçti ve parça değişti.Bu defa garanti süresi dolduğu için hem servis ücreti ödedim hem de parça parası.
Buzdolabım aynı şikayetten yine arızalı.Yine servis gelecek, yine aynı prosedür işleyecek.Allah'tan parçanın garanti süresi dolmadı da onun ücretini ödemeyeceğim.Servis ücreti ödemekle paçamı kurtaracağım.
------------------------------------------
Son dakika haber::Az önce servis geldi ve bu modeller için yeni kit halinde değişecek parçalar üretildiğini söyledi.O kitin takılması durumunda buzdolabımın bir daha sorun yaratmayacağını belirttiler.Ama Cumartesi gününe kadar buzdolabımın yine fişi çekik, kapağı açık kalacak buzu çözülsün diye.Buzdolabı olmadan yaz günü nasıl olur ki? En iyisi spotçudan 200-300 liralık tezgah altı bir buzdolabı temin edip bu sıcaklarda sıkıntı çekmemek lazım.
Servis bir de müjde verdi bana, buzdolabını aldığım yer meğer benim buzdolabımın garantisini yedi yıla çıkartmış.ama benim şimdi haberim oldu.Bu da bu işin tesellisi oldu bana :)
-----------------------------------------
Ey Arçelik, bu buzdolabı yeni yedek parça kiti takıldıktan sonra da aynı arızayı verirse benim buzdolabımı değiştirin ya da ben bir daha Arçelik mağazası gördüm mü yolumu değiştireceğim artık.Bu son şansınız, iyi değerlendirin.NOKTA.

PİRUZE

Uzunca bir zamandır kitap okumuyordum ama bu aralar annemin yanına sıkça gidiyorum ve iki gün kalıyorum.Bilgisayar ve net ortamından uzak kaldığım için orada boş vaktimi değerlendirmek amacıyla yanımda kitap götürüyorum.Bu defa yanımda Sinan Akyüz'ün PİRUZE adlı kitabı vardı.
İlk bakışta Betty Mahmudi'nin "Kızım Olmadan Asla" adlı kitabına benziyor.Betty Mahmudi'nin kitabında taraflardan biri Amerikalı diğeri İranlı idi.
Piruze'de ise bir taraf Türk, diğer taraf Suriyeli ve her iki tarafta müslüman.Sonuçta her iki kitapta da kadınlar hep eziyet ve cefa çekiyorlar ama sonunda bir şekilde kaçıp kurtuluyorlar.
Piruze; Türk diplomatının kızı ve babasının işi gereği dünyanın çeşitli ülkelerinde okumuş, İngilizceyi ana dili gibi konuşan, sarışın ve uzun boylu güzel bir kız.Tam üniversite çağındayken yine babasının vazifesi gereği Suriye'nin başkenti Şam'a gidiyorlar.Oranın zenginlerinden birinin yakışıklı oğluna kalbini kaptırıp babasının karşı gelmesine rağmen aşık olduğu adamla evleniyor.Kayınpederi ölene dek çok mutlu bir evlilik sürdürüyor.Kayınpederi öldükten sonra kayınvalidesinin yanına kocasının isteği doğrultusunda taşınıyorlar ve mutsuz günleri başlıyor.Kayınvalide bir taraftan, eşi bir taraftan sürekli eza ve cefa çektiriyorlar.Hatta kocasının kendisini aldatmasına bile çocuklarının uğruna göz yumuyor.Ne zaman kocası onu öldüresiye dövüp hastanelik ediyor, o zaman çocuklarını da alıp kaçma planları yapmaya başlıyor.Lâkin sadece kendisi kaçıp kurtulabiliyor.Yıllarca çocuklarına kavuşabilmek için uğraşıp didiniyor ama nafile.Taa ki hayatın kendisine hazırladığı bir tesadüf sonucu yirmi yıl sonra büyük oğluyla karşı karşıya geliyor ve hasret sona eriyor.
Kitabın sürükleyici ve insanı okurken yormayan bir yazım dili var.Başkalarını bilmem ama ben okurken keyif aldım.
-------------------------
Bu arada annem daha iyi bugünlerde, hepinize iyi dilekleriniz için teşekkür ederim.

9 Temmuz 2011 Cumartesi

CAN SIKINTISI

Bu aralar keyfim yok.Ne fotoğraf çekebiliyorum, ne de gezebiliyorum.Denize de ayak basmadım henüz.Antalya'nın malum cehennem sıcakları bugün kendini iyiden iyiye hissettiriyor.Annem bu aralar sık hastalanır oldu.Keyifli yazılar paylaşabilmem için önce benim keyfimin yerinde olması gerek.Annemin mide-bağırsak-böbrek şikayetleri nasıl düzelecek bilemiyorum.Korkuteli'de oldukları için en çok iki ablam ilgileniyor lakin benim aklımda orada kalıyor.Bugün gidip bakıp geleceğim ama asıl Pazartesi gün gidip bir kaç gün kalacağım yanında.Bu yaz blogla pek ilgilenemeyeceğim gibi görünüyor.Çünkü, Ağustos'ta ablamın kızı ikinci bebeğini dünyaya getirecek, Ekim'in başında küçük ablam oğlunu evlendirecek, dolayısıyla onların telaşı çoğalacak ve benim anneme daha fazla zaman ayırmam gerekecek.Sonbahara kadar beni buralarda göremezseniz merak etmeyin emi.
Can sıkıntısı, kapı gıcırtısı işte...Şimdilik hoş kalın, fırsat olursa ara ara uğramaya çalışırım buralara.Kendinize ve sevdiklerinize iyi bakın.Sanırsam içinizi kararttım biraz.Sandıktan içinizi açacak bir fotoğraf paylaşayım da neşemiz yerine gelsin değil mi ama :)
Antalya Yeşilbayır'da çektiğim bir fotoğraf, seyrinize...

30 Haziran 2011 Perşembe

UNUTULMAZ

...ÇOK ŞÜKÜR BİTTİ...
DİZİNİN KÖTÜ KARAKTERLERİNDEN, ÖZLEM YILMAZ'IN DİZİDE SÜREKLİ AĞLAMASINDAN, AŞIKLARIN BİR TÜRLÜ KAVUŞAMAMASINDAN FENA HALDE SIKILMIŞTIM.AMA YİNE DE SEYRETMEYE DEVAM ETTİM VE SONUNU GETİREBİLDİM.SANIRIM BİR DAHA BÖYLE İÇİMİ BAYAN BİR DİZİYİ SEYRETMEYE SABRIM YETMEZ ARTIK.

EYY DİZİ YAPIMCILARI BENİ DUYUYOR MUSUNUZ?
KÖTÜ KARAKTERLERİN ROLÜNÜ LÜTFEN AZALTIN.
HAYATIN KENDİSİ BAZEN ZOR VE CAN SIKICI OLABİLİYOR.
BİR DE DİZİLERDE CANIMIZ SIKILMASIN.

24 Haziran 2011 Cuma

KALBİM SENİ SEÇTİ

Sanırım "Fatmagül'ün Suçu Ne?" dizisinin yerine seyredeceğim diziyi buldum.
Bu akşam atv'deki "Kalbim Seni Seçti" adlı diziyi seyrettim ve çok beğendim.
Oyuncular çok iyi, konusu Türk filmlerine benziyor ama kendini izlettirecek gibi görünüyor.

19 Haziran 2011 Pazar

BABA EVİ

Bir zamanlar Baba Evi diye bir dizi vardı televizyonda.O dizinin her bölümünün sonunda bu jenerik müziği çalmaya başlardı ve benim gözyaşlarımda akmaya.Çünkü dizinin yayınlandığı yıllar tam da rahmetli babamın akciğer kanseriyle mücadele ettiği ve dizinin bittiği zamanlarda hayatını kaybettiği günlere rast gelmişti.O gün bu gündür ne zaman dinlesem ya da ne zaman kulağıma en ufak tınısı gelse gözlerim yine dolar.
Babamla iyi ya da kötü bir dolu anım var.Ama en önemlisi, okula bile gitmediğim günlerde oturduğumuz evin merdivenlerinden elimde içi su dolu çay bardağı ile yuvarlanıp sağ avucumun içine kırılan bardağın camının gömüldüğü gündür.Babamın beni kucakladığı gibi komşuların yardımıyla hemen hastaneye götürüşünü bugün gibi hatırlarım.Avucumdan oluk oluk akan kanı bir bez parçasıyla bağlayıp durdurmaya çalışmış lakin başaramamıştı.O benimle uğraşırken ben kaybettiğim kanın etkisiyle mi bilmiyorum uyuşmuş gibiydim biraz.Zira canımın acısını düşüneceğime babamın üstünün başının kan olduğunu düşünüp ona üzülüyordum.En sonunda hastaneye varınca avucumun içini temizleyip güç bela yanılmıyorsam altı-yedi dikiş attılar.Uyuşturdular mı uyuşturmadılar mı orasını hatırlamıyorum.Eve geldikten sonra gece tekrar kanadı avucum, tekrar hastaneye gittik.Ne yaptılar, ne ettiler de kan durdu bilmiyorum.Sonraki günlerde sağ elim boynuma asılı vaziyette gezdim bir müddet.O zamanlar sokak aralarında rahatça oynayabiliyorduk.Yaz günüydü ve ben sokakta elim boynumda asılı olarak hem oynuyor hem de sokağımızda bulunan komşu terzi amcaların ikram ettikleri meyveleri sol elimle yemeye çalışıyordum.Hatta birinde elime koca bir salkım üzüm tutuşturmuşlardı da sol elimle salkımı havaya kaldırıp üzüm tanelerini ağzıma doğru götüreceğim diye canım çıkmıştı :)
Bu kadar anı yetsin.İnsan bir yandan bunları düşünüp hem ağlar hem de güler mi? Hayat işte, bir şekilde böyle sürüp gidiyor.Ben sizi en iyisi Aşkın Nur Yengi'nin Baba Evi dizisi için söylediği şarkıyla baş başa bırakayım.
BABALAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN.

11 Haziran 2011 Cumartesi

KUZULARIN SESSİZLİĞİ

Bildiğiniz gibi yarın yine seçim var.
Tercihimiz bir sonraki seçime kadar hayatımıza bir şekilde etki edecek.Öyle ya da böyle sonuçlarına yine biz katlanacağız.Türkiye için sonucu hayırlı bir seçim olur inşaallah.Sözü kısa keseyim de asıl konuya geleyim.
Ben sizinle daha önce de fotoğraflarını paylaştığım sevgili Ufuk Kıray'ın seçim konusunu mizahi bir şekilde kurguladığı 
KUZULARIN SESSİZLİĞİ adlı fotoğrafını paylaşmak istiyorum.



7 Haziran 2011 Salı

UÇANSU 2 ŞELALESİ

Bir buçuk ay önce takılıp gezmiştim eşimin arkasına en son ve buradaki yazımda da sizinle paylaşmıştım.Bu defa annem ve yardımcısı da bizimleydi.Yine aynı bölgeyi gezdik sayılır ama ilk durağımız Uçansu 2 Şelalesi idi.Şelalenin yolunu ilkten şaşırıp kestirme yola girdik, hay girmez olaydık.O kestirme yolu bisikletli ve atv motorlu turist grupları safari amaçlı kullanıyormuş.Zaten toprak bir yol, bir de ara ara Uçansu Şelalesi'nin oluşturduğu küçük dere yatağı yolu kesiyordu.(Bu arada arabamız FİAT DOBLO olduğu için altı yüksekti.)Neyse zor zahmet ulaştık Uçansu 2 Şelalesi'ne.Orada biraz dinlendik, ben fotoğraf çektim.
Sonra balık yemek için Pınargözü  balık çiftliğine gittik.Manzara yine çok güzeldi.Yemek yediğimiz yerin çatısının önüne yerleştirilen oluklardan aralıklı olarak sular aşağıya içinde balıkların yetiştiği havuzların üstüne dökülüyordu.Manzaramız dahilindeki Torosların üzerini bembeyaz pamuk gibi bulutlar kaplamıştı.Yemeğin sonuna doğru bulutlar iyice kabardı, gök gürlemeye başladı.Allah'tan tam biz arabaya bindik yola çıkmak için ve yağmur indirmeye başladı iri iri.Yağmur bir yandan yağadursun biz Çetince'ye doğru ilerlerken yolda dağlardan inen kaynak suyunun önünde durduk ve arabadaki bütün şişeleri kaynak suyu ile doldurduk.Buz gibi çok güzeldi kaynak suyu.Çetince'de eşim kısa süre çalışanlarla birlikte işinin yolunda gidip gitmediğini inceledi ve sorun olmayınca yola devam ettik.
Geçen defa dönüşümüzü Karacaören 1 barajının oradan yapmıştık.Bu defa rotamızı Çetince'den Etler köyü üzerine çevirdik.Oraya varana kadar yağmur bir güzel yağdı.Vardığımızda yağmur biraz dinmiş ve güneş bulutların arasından göz kırpmıştı bize.Orada gördüğüm bitki örtüsü o kadar güzeldi ki bol bol fotoğraf çektim.Yağmurdan sonraki oksijeni ve yeşilliği ruhumuza ve bedenimize depoladıktan sonra Antalya'ya dönüş için yola çıktık ve istikamet olarak Çandır köyü -> Serik ilçesi derken yine betondan kalelerimize  geri döndük.
Şimdilik kendinize iyi bakın, görüşürüz... :))
DİP NOT :: Gerçekten kumanda panelinde bakım ve değişiklik varmış.Farklı bir şeyler görünce şoka girmeyin sakın.

30 Mayıs 2011 Pazartesi

SON ZAMANLAR

Bahar geldi yine ve eş-dost-akraba toplantıları, onlarla birlikte hava güzel diye dışarıda yenen yemekler, edilen  kahvaltılar, davet edilen misafirler derken blogumu ihmal ettim.

Bu gece içim yandı ve limonata yaptım kendime.Akşam yaptığım kakaolu kekten bir dilim kesip limonata ile beraber afiyetle yedim.Bir bardak limonata kesmedi, bir tane daha içtim.İçindeki kahverengi şey de demlikte artan çayları dökmeyip buzluklara pay edip buz haline getirdiğim çaydan başka bir şey değil.Elbette nanesiz olmaz limonata.Ölçüsü yok, kararlama oldu biraz ama güzel oldu.

Bu aralar kanaviçeye, nakışa sardım.Lâkin, öyle ağır işleri yapacak sabrım yok.Onun için ufak tefek işler yapıyorum.
Büyüklerimiz ilk yapılan işe "el öğrencisi" derler.Ben de el öğrencisi olarak Bursa Kumaş Pazarından 3,5 liraya bir metre pikelik kumaş aldım ve işlemeye başladım.İlk işlediğimi de kahve tepsisi yaptım.
Şimdi de üzeri hazır desenli bebek pikesi işlemeye başladım.Bakalım bitince nasıl olacak.
Önümüzdeki hafta bu senenin son toplantısı bende.Geçenlerde anne tarafımdan akrabalar vardı, bu defa baba tarafımdan akrabalar gelecek.Şimdilik benden haberler bu kadar.Görüşürüz :)) 

13 Mayıs 2011 Cuma

BABAM SAĞOLSUN


"En Son Babalar Duyar" adlı dizinin yeni yüzlerle çekilmişi.İsimler değişik, babanın işi farklı ama özü aynı.Birol Güven "Çocuklar Duymasın" dizisi tutunca bu diziyi de güncellemiş ama bence tutmaz bu yeni model."Çocuklar Duymasın"nın tutma nedeni önceki bölümlerin devamı niteliğinde olması.
Ama "Babam Sağolsun" "En Son Babalar Duyar" dizisinin devamı değil yeni bir kopyası.
Hayat akıp giderken daha önce izlenmiş bir dizinin yeni kopyasını izlemek bana zaman kaybı gibi geliyor.Oyuncuların hepsini de seviyorum ama seyredeceğimi düşünmüyorum.Bu konuda siz ne düşünürsünüz bilemiyorum.

12 Mayıs 2011 Perşembe

SOLO MİNİ TUVALET KAĞIDI

Bu akşam üstü market alışverişi için Migros'a gittim.Alışverişimin son halkası büyük paket ıslak mendil ararken karşılaştım onunla.Piyasaya çıkalı epey olmuş ama ben ilk defa gördüm ya da rastladım diyeyim.Tam çantaya atmalık bir paket yapmışlar.


Dışarıda tuvalet kağıdı bulamayan ya da tuvaletlerin hijyenik olmaması sebebiyle dışarıda bulunan tuvalet kağıtlarını kullanmak istemeyen tüketicilerin sesine kulak veren Solo, “Solo Mini Tuvalet Kağıdını” tüketicilerin beğenisine sundu. Mini boyu sayesinde çantalarda rahatça taşınabilen Solo Mini Tuvalet Kağıdı, pratik, açılır-kapanır, hjyenik özel ambalajı sayesinde yolculukta, tatilde, alışverişte, konserde veya okulda... Kısaca dışarıdayken tüketicilerin hijyen tereddüdü yaşamadan tuvalet kağıdı kullanabilmesini sağlıyor.

SOLO 'ya teşekkürler... 

11 Mayıs 2011 Çarşamba

""ANADOLU'NUN İSYANI""

...:::LÜTFEN ZAMAN AYIRIP İZLEYİN:::...


Anadolu'nun İsyanı from Anadoluyu Vermeyecegiz on Vimeo.

Duymadım, görmedim, bilmiyorum diyenler için Anadolu’daki dere ve doğa katliamı belgelendi…
Enerji ve kalkınma politikalarının doğa ve akarsular üzerindeki olumsuz etkisini ve halkın bu yatırımlara karşı tepkisini gözler önüne seren ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı film rekora gidiyor. 

Herhangi bir kar amacı güdülmeden konuya duyarlı insanların gönülden destekleriyle tamamlanan film, HES’lere karşı Anadolu’da verilen mücadeleyi bizzat onların ağzından anlatıyor.

Hidroelektrik santrallerin (HES) doğa ve kırsalda yaşayan insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini ve HES yatırımlarına karşı verilen mücadeleleri anlatan ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı kısa film gönüllü desteklerle ve kolektif bir çalışma sonucu ortaya çıkarıldı. 

Anadolu’nun dört bir yanında devam eden HES çalışmalarının yıkıcı etkisine dikkat çeken film Akdeniz’den Karadeniz’e, Doğu Anadolu’dan Ege’ye kadar 20 bin kilometre yol kat edilerek çekildi. 

İnternet üzerinden indirilebilen, çoğaltılmasına ve dağıtılmasına, festival ve toplu gösterimler için özel izin alınmasına, kullanılmasına herhangi bir kısıtlama konulmayan film, Anadolu derelerinin özgür akması için mücadele edenlere adandı.

Bir haftada içerisinde 200 bine yakın izleyiciye ulaşan filme dileyen herkes sosyal paylaşım sitelerinden, 

anadolunehirleri.org/​tr.html, 
anadoluyuvermeyecegiz.net
vimeo.com/​vermeyoz/​film izleyebilir 

yada 

anadolunehirleri.org/​filmHD.zip,
anadolunehirleri.org/​film.zip, 
adresler fazla yüklenmeden dolayı çalışmıyorsa geçici olarak:
rapidshare.com/​files/​451489265/​film.mp4
adresinden film indirebilir. 

Filmin en kısa sürede 7 dilde çevirisi bekleniyor ayrıca, önümüzdeki aylarda filmin uzun metrajlı halinin de yayınlanması söz konusu.

Filmle ilgili yapılan açıklamada, şunlar söylendi:
“Bizlerin doymak bilmeyen tüketim alışkanları ve ihtiyaçlarının doğa üzerindeki yıkıcı etkisi her geçen gün biraz daha artıyor. Hiç haberimiz olmasa da, umursamazsak da, gitmesek de, görmesek de bizim bu yaşam biçimimizin bedelini birtakım canlılar, insanlar ödüyor. Bu film; bir yandan Anadolu nehirleri ve doğası için verilen mücadeleleri anlatırken, bir yandan da şehirlerde hiçbir sorun yokmuş gibi yaşamaya devam eden insanlara ayna tutmak ve bu soruna ortak etmek için hazırlandı. Unutmamız gerekiyor ki, bu ateş sadece düştüğü yeri değil tüm canlı yaşamını yakacak. Bu gerçeğin fakına varanlar Nisan ayında tüm Anadolu’dan Ankara’ya doğru yürümeye başlayacak. Bu yürüyüşe katılmak ve destek vermek hepimizin yaşama karşı ortak sorumluluğudur.

Filmin indirilmesi, çoğaltılması ve dağıtılmasında hiç bir sakınca yoktur.

Anadolu'nun tüm canlılarına armağan olsun..''